Gökyüzündeki Krallık Nemrut Dağı denilince hepimizin gözünde o devasa taş kafalar ve tanrı heykelleri canlanır. Peki bu dev heykeller 2.150 metre yüksekliğe, o dönemin teknolojisiyle neden ve nasıl inşa edildi? Bu sorunun cevabı, Doğu ve Batı kültürlerini birleştirmeyi hayal eden vizyoner bir liderde yatıyor: Kommagene Kralı I. Antiochos.
Tanrılarla Eşit Olmak İsteyen Kral Kral Antiochos, hem Yunan hem de Pers tanrılarını aynı inanç altında birleştirmek ve krallığının gücünü tüm dünyaya göstermek için Nemrut Dağı'nın zirvesini seçti. Kendi mezarının (tümülüs) da bulunduğu bu zirveye, yüksekliği 10 metreyi bulan devasa heykeller diktirdi. Zeus, Apollo, Herakles ve bizzat kendi heykeli, güneşin doğuşunu ve batışını selamlayacak şekilde Doğu ve Batı teraslarına yerleştirildi.
Gün Doğumu ve Gün Batımı Ritüeli Bugün bile heykellerin yüzlerindeki detaylar ve mimari kusursuzluk ziyaretçileri büyülemektedir. Kral Antiochos'un binlerce yıl önce tasarladığı gibi, güneş her sabah Doğu terasındaki tanrıların yüzünü aydınlatırken, akşamları Batı terasında görkemli bir veda sunar. Bu tarihi atmosferi tam anlamıyla yaşamak için güneşin doğuşuna veya batışına şahit olmak şarttır.
Tarihin Gölgesinde Konaklama Bu büyüleyici tarihi yerinde hissetmek için yapacağınız yolculukta, konforunuzdan ödün vermenize gerek yok. Tarihe tanıklık edeceğiniz bu özel günde, dağın eteklerinde yer alan Nemrut Kayadibi Cafe & Pansiyon olarak sizlere ev sahipliği yapıyoruz. Nemrut Dağı otel konforunu aratmayan odalarımızda dinlenebilir, bu eşsiz krallığın sırlarını keşfetmeden önce yöresel kahvaltımızla enerji depolayabilirsiniz.